Toprak Razgatlıoğlu Tayland Test Değerlendirmesi
Milli gururumuz Toprak Razgatlıoğlu, MotoGP sahnesindeki yeni macerasına hazırlanırken hem teknik hem de mental anlamda yoğun bir adaptasyon sürecinden geçiyor. Testler sona erdi; şimdi geriye, yaşananları anlamlandırmak ve önümüzdeki sürece odaklanmak kalıyor.
Toprak için bu dönem hiç kolay değil. Superbike’ta zirveye oynayan, şampiyonluklar yaşayan bir pilotken şimdi kendini sıralamaların alt basamaklarında görmek elbette moral bozucu. Ancak buradaki zorluk, sadece derecelerle ilgili değil. Asıl mesele; bambaşka bir motosiklet, yepyeni bir proje ve en önemlisi farklı bir lastik karakteri.
Pirelli’den MotoGP’nin lastiklerine geçiş, Toprak’ın da altını çizdiği gibi ciddi bir değişim anlamına geliyor. Özellikle bu pistte, düzlükte bile hissedilen kayma; ön lastiğe güveni, frenaj hissini ve motoru yatırma anındaki cesareti doğrudan etkiliyor. Jack Miller’ı ilk virajda izlediğinde yaşadığı şaşkınlık bunun en net göstergesi: Fren yapıp bir anda motoru yatırmak… Toprak için “düşecek” hissi uyandıran bir an, tecrübeli MotoGP pilotları için sıradan bir hareket. Çünkü onlar yıllardır aynı lastikle, aynı karakterle yarışıyor. Limitin nerede başladığını ve nerede bittiğini çok iyi biliyorlar.
Bir de Yamaha’nın yeni V4 projesi var. Sadece sürücü değil, fabrika da öğrenme sürecinde. Yeni motor mimarisi, yeni parçalar, geliştirilmesi gereken birçok alan… Toprak’ın alışmaya çalıştığı şey yalnızca motosiklet değil; takım yapısı, padok kültürü, oturuş pozisyonu ve aerodinamik detaylar da bu denklemin parçası.
Özellikle oturuş pozisyonu konusu dikkat çekici. Kanatlı arka kuyruk ve daha yüksek sele, frenajda avantaj sağlasa da Toprak yıllardır alıştığı alçak oturuş stilinden vazgeçmek zorunda kalıyor. Düz frenajda sorun yaşamasa da motoru yatırmaya başladığı anda ön lastiği hissetmemek onun için en büyük problem. Moto3’ten beri bu pozisyonda yetişen rakipleri için doğal olan bir şey, Toprak için yeniden öğrenilmesi gereken bir refleks.
Üstelik fiziksel yapısı da bu süreci zorlaştırıyor. Uzun boyu nedeniyle sele ve aerodinamik uyum konusu daha hassas bir hâl alıyor. Yine de kararı net: Şimdilik kanatlı oturuşla devam edecek. “Eğer herkes bunu kullanıyorsa vardır bir bildikleri,” diyerek sistemin gerekliliklerine uyum sağlamayı seçiyor.
Takım içindeki atmosfer ise pozitif. Herkes sabırlı olunması gerektiğinin farkında. “Acele etme, öğreniyorsun,” mesajı sık sık yineleniyor. Ancak bir şampiyon için sabretmek, öğrenme sürecini kabullenmek bazen en zor mücadeledir. Toprak da bunun bilincinde. En az üç-dört yarış sonra tabloyu daha net görebileceğini düşünüyor.
Aslında burada unutulmaması gereken çok önemli bir nokta var: Bu, deplasman. Eğer MotoGP pilotları Superbike’a geçseydi, roller büyük ihtimalle tersine dönecekti. Burada avantaj, yılların alışkanlığına ve lastik verisini milimetrik kullanma tecrübesine sahip olanlarda. Toprak ise sıfırdan başlıyor. Önce yakalayacak, sonra geçmeye çalışacak.
Kendi sözleriyle, hissettiği dönem 2018 Superbike sezonuna çok benziyor. O yıl da zorlu geçmişti. Ancak sonraki sezonlarda gelen çıkış, bu sürecin de umut verici bir paraleli olabilir. 2019’da bambaşka bir tablo ortaya çıkmıştı. 2020’de Yamaha ile yeni bir sayfa açılmıştı. Şimdi yine bir başlangıç noktasında.
Yamaha büyük bir marka. Tarihi başarılarla dolu. 2027 hedefi konuşuluyor olsa da çalışmalar şimdiden hız kesmeden sürüyor. Motoru geliştirmek, hızlandırmak ve eksikleri kapatmak için yoğun bir emek var. Tıpkı Toprak’ın kendini geliştirmek için verdiği mücadele gibi.
Belki ilk yarışlar beklenen tabloyu göstermeyecek. Belki sonuçlar sabır gerektirecek. Ama kesin olan bir şey var: Burada yazılan hikâye sıradan değil. Bir dünya şampiyonunun konfor alanından çıkıp motor sporlarının en üst liginde yeniden kendini kanıtlama mücadelesine tanıklık ediyoruz.
Bu bir adaptasyon süreci. Bu bir yeniden inşa dönemi. Ve belki de ileride “her şeyin başladığı yer” olarak anılacak günlerin içindeyiz.








Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!